Neden İngilizce

Neden Okumalı başlıklı yazımızda motivasyon konusuna değinmiştik. Eğitim dili İngilizce olan bir üniversitede okumak ya da ana dili İngilizce olan bir ülkede bulunmak gibi zorunlu sebepler haricinde bir insan neden İngilizce öğrensin ki? Bu soruya aşağıda birkaç cevap bulabilirsiniz.
1. İncelemeyi araştırmayı seven bir insansınızdır ve mesela yeni izlediğiniz ve çok beğendiğiniz bir film ya da okuduğunuz bir kitapla ilgili daha fazla bilgi edinmek istiyorsunuzdur ama Türkçe sitelerde yeterince bilgi bulamıyorsunuzdur. Bununla ilgili basit bir örnek aşağıdaki resimlerde bulunabilir:
Titanik filmi için Türkçe arama sonuçları:

Titanik filmi için İngilizce arama sonuçları:

Görüldüğü gibi Titanik filmi için Türkçe olarak yapılan aramada 156.000 sonuç bulunuyorken İngilizce yapılan aramada 9.180.000 sonuç çıkıyor. Diyebilirsiniz ki ne fark eder? Zaten bu 156.000 sonucun hepsine bakacak değiliz. Aradığımızı zaten ilk sayfadaki sonuçlar arasında bulabiliyoruz. O zaman şunu da bilin: Google’da Türkçe arama yaptığınızda o ilk sayfada gördüğünüz 10 sonuç 156 bin sayfa arasında süzülürken İngilizce arama yaptığınızda 9.180.000 sayfa arasından süzülüp geliyor. 156 bin arasında ilk 10’a girenle 9.180.000 arasında ilk ona giren arasında epey kalite farkı olması lazım değil mi? Üniversite sınavında ilçe birincisi olan mı daha başarılıdır yoksa Türkiye birincisi olan mı? Kısacası İngilizce olarak araştırma yaptığınızda çok daha kaliteli sonuçlara ulaşabiliyorsunuz. Gerçek Titanik gemisiyle ilgili bilgi edinmek istediğinizi varsayalım. Aynı sitenin (vikipedi) Titanik’le ilgili Türkçe sayfasında 5.776 kelimelik bilgi bulunurken İngilizcesinde 15.038 kelimelik bilgi bulunuyor. Yani neredeyse üç kat daha fazla ve çok daha kaliteli bilgi (kalitesi de İngilizce makalenin çok daha fazla yazarın denetiminden geçmiş olmasından kaynaklanıyor). Dahası Türkçe sayfada 557 bağlantı mevcutken İngilizce sayfada 2568 bağlantı var. Ben araştırmayı sevmem, fazla bilgi bizi bozar diyorsanız da bu bu madde size yeterli motivasyon sağlayamaz.
2. İş dünyasına girdiğinizde İngilizce bilmeniz büyük bir avantaj olabilir. Artan insan sayısına bağlı olarak rekabet, rekabete bağlı olarak da kalite standartları günde güne yükseliyor. (bebekce.gen.tr) Bir başka deyişle ekmek aslanın ağzındaydı, şimdi midesine indi. Bir başka rivayete göre artık ortada aslan da kalmadı 😊 Mesela ülkemizde 1950lerde doğanlardan ortaokul mezunu olanlar devlet memuru olabilmişti. Bugün bu hayal bile edilemez. Önceden iyi bir şirkette mesela satış elemanı olabilmek için ağzının iyi laf yapması yeterli olabilirdi ama şimdi daha nitelikli insanlar aranıyor. O niteliklerden biri de İngilizce bilmek. İlerde akademisyen olmayı düşünüyorsanız da durum aynı. Etrafınızda bir şekilde yüksek lisans eğitimini tamamlamış ama iyi İngilizce bilmediği için daha ileri gidememiş ve her yıl ya tutarsa mantığıyla YDS’ye giren insanlar görmüşsünüzdür.
3. Not ortalamanızı yükseltmek de bir motivasyon olabilir. Bu dili bir kere adamakıllı öğrenir ve sonra bu derste hep rahat eder ve hep yüksek notlar alırsınız.
4. İngilizce bilmek dünyanın her yerinde kendini anlatabilme kabiliyetine sahip olmak demektir. Hayatın ne getireceği belli olmaz. Bir gün bir bakarsınız o veya bu sebeple yabancı bir ülkeye gidiyorsunuz. İngilizce biliyorsanız mesele yok. Bilmiyorsanız gittiğiniz yerde sağır ve dilsizsiniz.
Bunlardan farklı motivasyon kaynakları da bulunabilir elbette. Ama motivasyon değil güçlü motivasyon olmalı ki yabancı bir dili konuşulmadığı bir ülkede öğrenmenin gerektirdiği azme sahip olasınız. Eğer güçlü bir motivasyonunuz yoksa siz de İngilizce öğrenmeyin kardeşim. Zamanınızı size daha faydalı işlere ayırın. Bunu samimiyetle söylüyorum. (bebekce.gen.tr) Zamanınız sermayenizdir. Mesela ben Fransızca öğrenip Balzac’ın eserlerini orijinal haliyle okuyabilmek isterdim. Ama bu benim için yeterince güçlü bir motivasyon değil. Buna ayıracağım zaman bana başka işlerde lazım. Sözün özü İngilizce öğrenmek için gerçekten güçlü bir sebebiniz yoksa muhtemelen bu işi yarıda bırakacaksınız demektir. O halde hiç başlamayın.