Relative Clauses 3 (This is where I live)

This is where I live = Burası yaşadığım yer.
This is where I come from = Burası geldiğim yer. (buradan geldim)

This is the room where Haşim sleeps = Burası Haşim’in uyuduğu oda..
This is the room where Haşim spends most of his time = Bu oda Haşim’in zamanının çoğunu geçirdiği oda.
Burası Napoleon’un doğduğu ada.

the room where the count and Márya Dmítrievna had been playing cards = Kont ve Márya Dmítrievna’nın kağıt oynadığı oda

Pierre glanced into the room, where the prince and the princess were sitting close together talking = Pierre prens ve prensesin oturup konuştuğu odaya baktı

SON NOT: Yerlerden bahsederken where kullanmak zorunda değiliz. Yerleri diğer isimler gibi relative pronoun (that, which) kullanarak tabi ki niteleyebiliriz.
The city that I like = Sevdiğim şehir
the place which makes me happy = beni mutlu eden yer
Aradaki fark nedir derseniz; söz konusu yerle ilgili bir yönelim varsa (oraya, oradan) o yönelimi de kapsayacak olan where kelimesini kullanırız. Ama söz konusu yer üç satır üstteki örneklerde olduğu gibi bir özne-nesne durumunda kullanılıyorsa which-that kullanırız.

1. Bölüm: People I know ⇒ 
2. Bölüm: People who know me ⇒

Relative where test 1 ⇒ (İngilizce-Türkçe)
Relative where test 2 ⇒ (Türkçe-İngilizce)
Daha fazlasını kendiniz yapabileceğiniz bir test ⇒

Relative Clauses 2 (people who know me=beni tanıyan insanlar)

Yine başlıktaki örnekle başlayalım:
People who know me
Burada birtakım insanlardan bahsediyor.
people
Hangi insanlar bunlar? Bunların bir ortak özelliği var; o da beni tanımaları. Yeni beni tanıyan insanlar.
people who know me

Şimdi şu iki ifade arasındaki farkı görelim:
people I know ≠ people who know me
Her iki ifadede de nitelenen yani tanımlanan kelime “people”.
İlk ifadede (people I know) hangi insanlardan bahsediliyor? Benim tanıdığım insanlardan. İkinci ifadede (people who know me) ise beni tanıyan insanlardan bahsediliyor.
Bir önceki dersimizin konusu olan people I know ifadesinde nitelenen kelime olan “people” tanıma (know) işinden etkilenenlerdi. People who know me ifadesindeki “people” ise tanıma işini bizzat yapanlardır.

Bunu daha iyi anlamak için şu resimli örneklere bakalım:

Soldaki örnekte “köpeğin dövdüğü kedi”yi, sağdaki örnekte ise “köpeği döven kedi”yi görüyoruz.

Bu resimlerde ise şapkalı adamı tanımlıyoruz. Soldaki resme göre bu, “Ali’nin gördüğü adam” iken sağdaki resme göre “Ali’yi gören adam”dır.

Buna göre mesela “çalışan adam” ne demektir?
Öncelikle bir “adam”dan bahsediliyor, onu yerine koyalım;
the man
Nasıl bir adam bu? Niteleyeceğiz, tanımlayacağız şimdi kendisini. Hangi adam, “çalışan adam”
the man who is working

Bir başka örnek:
uyuyan öğrenci
Evet, önce “öğrenci”yi koyalım yerine (çünkü onu tanımlıyor/niteliyoruz)
the student
Hangisi? Uyuyan
the student who is sleeping.

İşi biraz büyütelim:
Dün işyerine eve gelen adam
the man
Hangisi? İşyerine gelen
the man who came to the office yesterday

Bisikletimi çalan çocuk
the boy
Hangisi?
the boy who stole my bike

Daha da büyütelim:
Polis bisikletimi çalan çocuğu yakaladı.
Bu bir cümledir. “Bisikletimi çalan çocuk” ifadesi ise bu cümlede bir öğe.
Kim yakaladı?
The police
Ne yaptı?
have caught (yakaladı)
Kimi?
the boy who stole my bike
Yani;
The police have caught the boy who stole my bike.

Dün işyerine gelen adam Osman’ın babasıydı.
The man who came to the office yesterday was Osman’s father.

Önceki konuda (people I know) who, that, which ifadelerini -ki bunlara relative pronouns denir- kullanmayabilirdik. Yani people who I know ifadesinden who kelimesini çıkarabilirdik. Bu konuda ise böyle bir ihtimal yok. Yani people who know me ifadesindeki who orada kalıcıdır, çıkarılamaz

SON NOT:
the man who is sleeping (uyuyan adam) yerine the sleeping man diyebilir miyiz? Evet. Bu çok daha kolaydır. Ama bunların konunun iyi anlaşılması için üretilmiş basit örnekler olduğunu unutmayalım.

1. Bölüm: People I know ⇒
3. Bölüm: the house where I live ⇒

Relative Clauses Test 5 (çeviri)
Relative Clauses Test 6 (Resimli)

Relative Clauses 1 (people I know = tanıdığım insanlar)

Başlıktaki örnekten başlayalım;
People I know. Bu bir cümle değildir, tek bir öğedir. Bu öğeyle mesela
People I know are very rich = Tanıdığım insanlar çok zengin
ya da
You don’t know the people I know = Tanıdığım insanları sen tanımıyorsun
şeklinde cümleler yapılabilir.

Aslında çok basit bir yapı. Şu örneklere bakalım:
people = insanlar
Hangi insanlar? Tanıdığım insanlar. People I know.
Buna göre mesela “sevdiğim insanlar” nasıl denir? (bebekce.gen.tr) Bir düşünün bakalım.
Evet, bildiniz:
People I like
Peki sevmediğim insanlar?
People I don’t like

Buna göre “sevdiğim filmler” nasıl denir?
Evet, movies…. ?
movies I like

Ahmet’in sevdiği filmler?
movies Ahmet likes

İşi büyütelim mi ?
Ahmet’in sevdiği filmleri ben sevmem:
Her zamanki gibi özne+fiil+nesne yapısı gereğince özneyle başlayalım.
Sevmeyen kim? Ben. (özne)
I
Ne yapıyorum ya da yapmıyorum? Sevmiyorum. (fiil)
I don’t like
Neyi? Ahmet’in sevdiği filmleri (nesne)
I don’t like the movies Ahmet likes.

Bu ifadelerde araya that ya da which konulabilir.
movies Ahmet likes = movies that Ahmet likes = movies which Ahmet likes
Bunları “ki” şeklinde yorumlayabilirsiniz.

Ya da
people I know = people that I know = people who I know
Dikkat ettiyseniz insanlardan bahsederken “which” yerine “who” kullandık. “whom” da kullanabilirdik.
people who I know = people whom I know = people I know

2. Bölüm: People who know me ⇒
3. Bölüm: the house where I live ⇒

Relative Clauses Test 1 (Türkçe-İngilizce)
Relative Clauses Test 2 (İngilizce-Türkçe)
Relative Clauses Test 3 (İngilizce-Türkçe cümle)
Relative Clauses Test 4 (Türkçe-İngilizce cümle)

İngilizce’de söz aktarma – Reported Speech

Birinin söylediği sözü bir başkasına aktarırken dikkat edilmesi gereken birkaç basit kural vardır.

1- Söylenen sözü tırnak içine (“”) alarak aktarırsak aynen söylendiği haliyle
Örnek: Ahmet diye birisi “I am very happy today” demiş olsun. Biz Ahmet’in bu sözü söylediğini başkasına söylerken Ahmet said, “I am very happy today” yazarız. Buna direct speech denir.

2- Indirect speech. Burada sözü kendimize ve söylediğimiz zamana uyarlarız. Gerekli zaman ve şahıs değişikliklerini yaparak aktarırız.
Örnek: Yukarıdaki sözü Ahmet’in dün söylediğini varsayarak Ahmet said he was very happy yesterday deriz. Şimdi değişikliklere ve nedenlerine bakalım:
I –> he. Neden? Çünkü biz Ahmet’ten bahsediyoruz ve Ahmet bize göre “ben” değil “o”dur.
am–> was. Neden? Çünkü Ahmet bu sözü dün söyledi. Bu sebeple fiili geçmişe uyarlamamız lazım. Söylenen cümle söylendiği zamanın bir gerisine kaydırılır.
today –> yesterday. Neden? Ahmet’in “bugün” diye bahsettiği zaman artık “dün” oldu.

Daha fazla örnek:
Kamil: “I don’t understand you”
Kamil said (that) he didn’t understand me.
Osman: “I am listening to music”
Osman said that he was listening to music.
Ali: “I want to go to Kayseri”
Ali said he wanted to go to Kayseri”
Cemil: “Mercedes is a good car”
Cemil said Mercedes was a good car.
Cemile: “I listened to Metallica.”
Cemile said she had listened to Metallica. (Past tense’te olan cümle past perfect tense’e kaydırıldı)
Süleyman: “We will fly to Ankara”
Süleyman said they would fly to Ankara.

Tabi ki her zaman “said” fiilini kullanmak zorunda değiliz. Söz şu anda söyleniyorsa veya kişi bu sözü zaman zaman söylüyorsa “says” diyerek de aktarma yapabiliriz. Bu durumda aktarılan sözde zaman değişikliği de yapılmaz. Yukarıdaki örneklerde “said” kullanmamızın sebebi sözün geçmişte söylendiğini varsaymamızdır.
Örnekler:
Arif: “I am watching TV”
Arif says he is watching TV.

Soruların Aktarımı:
Zaman ve şahıs uyarlamaları burada da geçerli. Buna ilaveten aktarmada varsa soru kelimesini de içermek gerekiyor.
Örnek: Halil to Cemil: “Where do you live?”
Halil asked Cemil where he lived.
Hasan to Hüseyin: “Why are you going to school?”
Hasan asked Hüseyin why he was going to school.
Enver to Celil: “How often do you play tennis?”
Enver asked Celil how often he played tennis

Soru kelimesi yoksa “if” ya da “whether” kullanılır.
Teacher to Aylin: “Do you speak French?”
The teacher asked Aylin if she spoke French.
Songül to Tuğçe: “Are you going today?”
Songül asked Tuğçe if she was going that day.
Burak asked Bertuğ: “Is this your phone?”
Burak asked Bertuğ whether that was his phone.

Emirlerin Aktarımı:
Emirleri de direct ve indirect olarak iki şekilde aktarabiliriz. Direct olan yukarıdakinin aynıdır yani söz tırnak içine alınıp aynen aktarılır. Diğerinde ise şu örneklerdeki gibidir:
Örnek: Ayşe: “Go home!”
Ayşe told me to go home.
Father: “Listen to me!”
Father told me to listen to him.
Mustafa to Mehmet: “Give me some money please!”
Mustafa asked Mehmet to give him some money.

Reported Speech Test 1
Reported Speech Test 2
Reported Speech Test 3
Reported Speech Test 4
Reported Speech Test 5

Reflexive Pronouns (myself, yourself etc.)

Zamirdir. Kendim, kendin, kendisi vb. anlamlarına gelir. Cümlenin öznesi ve nesnesi aynı ise nesne olarak işte bu zamirlerden uygun olanı kullanılır.
Örnek: I love myself = Ben kendimi seviyorum. Burada özne “ben”, nesne de “ben”. Yani seven de sevilen de aynı kişi. Bu yüzden “me” değil de “myself” kelimesi kullanılmış.
Örnek: He is talking about himself = Kendinden bahsediyor.

Bu kelimelerin bir başka görevi de vurgudur, işi yapanı yani özneyi vurgulamaktır.
Örnek: I have done it myself = Bunu ben kendim yaptım. Bu cümleyi söyleyen kişinin ödevini fazla güzel yaptığı için öğretmenin şüpheli bakışlarına mazur kalan bir öğrenci olduğunu düşünebiliriz. Ödevi yardım almadan tamamen ve bizzat kendisinin yaptığını vurgulamak için “myself” diyor.

Karışıklık olmaması için küçük bir tabloyla bu zamirleri gösterelim:

Özne Zamiri Nesne Zamiri Reflexive Pronoun
Imemyself
youyouyourself
hehimhimself
sheherherself
itititself
weusourselves
youyouyourselves
theythemthemselves

Reflexive Pronouns Testi ⇒

for / since

Perfect Tense dediğimiz zamanlarda bir zaman edatı olarak bu iki kelimenin de dilimizdeki karşılığı “beri”dir. Ancak “since”, işin başlangıç tarihini esas alır.
Örnek: since 1987 = 1987 ‘den beri.
“for” ise geçen süreyi ifade ederken kullanılır.
Örnek: for 30 years = 30 yıldır.

Daha fazla örnek:
I have been a teacher since 2002 = 2002 yılından beri öğretmenim.
I have been a teacher for 17 years = 17 yıldır öğretmenim.
They have lived in Ankara since 1990s = 90lardan beri Ankara’da oturuyorlar.
They have lived in Ankara for about 20 years = Yaklaşık 20 yıldır Ankara’da oturuyorlar.

for-since testi ⇒

for – since test

Fill in the gaps with for or since / Boşluklara gelecek kelimeyi bulunuz.

#1 He has been in New York _______________ 2016.

#2 I have been waiting for a reply _______________ ten days

#3 My father hasn’t seen me _______________ more than 11 years.

#4 I have known him _______________ 1995.

#5 I have known him _______________ 15 years.

#6 The child has been lost _______________ 18 hours.

#7 We have been looking for the child _______________ yesterday morning.

#8 We have been camping here _______________ three days.

#9 I have loved you _______________ I was a little boy.?çocukluğumdan beri

#10 Donald Trump has been the US President _______________ 2016.

Bitir

Sonuç:

Share your score!
Tweet your score!

Present Perfect Simple Test

Sonuç:

Share your score!
Tweet your score!

Parantez içindeki kelimelerle present perfect tense kalıbında cümle yapınız.

#1 (I / write/ a book)

#2 The baby is crying because (she / lose / her toy)

#3 (I /not see /Harun / since 2009)

#4 She is not going to the cinema because (she/ already /see /that film)

#5 I am very tired because (I / walk /5 miles)

Kelimeleri doğru sıraya koyarak present perfect simple kalıbında cümleler oluşturunuz.

#6 some money / find / I

#7 arrest / the police / the criminals

#8 not eat / I / anything / today

#9 just / have / Ali / lunch?just burada "az önce, daha yeni" anlamında

#10 already / George /home /leave

Geçmiş zaman mı Present Perfect mi?

#11 Cemil / lose / his keys / yesterday

#12 I / not see / him / yet

#13 Ahmet / be / 6 countries / so far?so far = şimdiye kadar

#14 We /sell /34 cars /this year

Bitir

Karşılaştırma Sıfatları / Comparative Adjectives

Sıfatların “daha” ya da “en” anlamı kazanmak için aldıkları yeni biçimler vardır. Bu biçim genelde sıfatın uzunluğu ile ilgilidir. Mesela “big” sıfatı minicik bir sıfat olduğu için buna daha anlamı katmak için sonuna “-er” eki getirip “bigger (daha büyük)”; “en” anlamı katmak için de “-est” eki getirip “biggest (en büyük)” yaparız.

Küçük sıfatların comparative/superlative hallerine daha fazla örnek:
small smaller smalest
fine finer finest
fast faster fastest
hard harder hardest

Daha uzun sıfatlarda ise “daha” anlamı katmak için sıfatın başına “more” kelimesini; “en” anlamı katmak içinse “most” kelimesini getiririz:
beautiful (güzel) more beautiful (daha güzel) most beautiful (en güzel)

Büyük sıfatların comparative/superlative hallerine daha fazla örnek:
expensive more expensive most expensive
intelligent more intelligent most intelligent
generous more generous most generous
interesting more interesting most interesting

Her zaman olduğu gibi yine kurala uymayan bazı kelimeler de vardır. Kuralsız/düzensiz sıfatların en bilinenleri şunlardır:
good better best
bad worse worst
far farther/further farthest/furthest
little less least

Boşluk doldurma testi 1 ⇒
Boşluk doldurma testi 2 ⇒