Nasıl okumalı?

Aslında nasıl okumamalı diye başlasak daha iyi olur.

Nasıl okumamalı?

  1. Bilinmeyen her kelime için sözlük açılmamalı.
  2. Çeviri ASLA ama ASLA yapılmamalı.
  3. Her şeyi anlamaya çalışmamalı.

Şimdi asıl sorumuzun cevabına geçelim. Nasıl okumamız gerektiğini anlamak için önce niçin okumamız gerektiği sorusunu doğru cevaplandırmalıyız. Bununla ilgili yazımız şu bağlantıda.

Öncelikle İngilizce’de her kapının anahtarı cümle yapısıdır. Bizim dilimizdeki gibi esnekliği bulunmayan ve hemen hemen hiç değişmeyen bu cümle yapısı ÖZNE + FİİL + NESNE’dir. Bu küçük bilgiyi etkili kullanırsanız İngilizce öğrenmeniz çok kolaylaşır. Neden mi?

Karşınıza çıkan herhangi bir cümlenin en azından yapısını biliyor olursunuz. Yani bilirsiniz ki ilk kelime öznedir ve bu cümlenin aktörü kimdir size onu söyler. İkinci kelimenin fiil olduğunu yani deminki aktörün ne yaptığını söyleyeceğini bilirsiniz. Üçüncü kelimenin nesne olduğunu ve yapılan işten kimin/neyin nasıl etkilendiğini söylediğini de bilirsiniz. (bebekce.gen.tr) Mesela “Fatih conquered İstanbul” cümlesini ele alalım. Bu cümlede ilk kelime “Fatih”tir ve öznedir. İlk kelimeyi okur okumaz Fatih’in bir şey yaptığını anlıyoruz. İkinci kelimenin anlamını bilmesek bile fiil olduğunu biliyoruz. Şu an ne var elimizde? Fatih bir şey yapmış. Peki kime ya da neye bir şey yapmış? Onu da bize üçüncü kelime söylüyor: İstanbul. Şu durumda Fatih’in İstanbul’a bir şey yaptığını çözdük. Kalanını da tahmin yoluyla çıkarabiliriz. Bir başka örnek: “A man broke the window. Then he escaped. The police are searching for him” İlk cümle ilk kelime “a man”. Hemen anlıyoruz ki “bir adam” bir şey yapmış. Ne yapmış? İkinci kelime söylüyor onu bize: “broke”. Bu kelimeyi bilmiyor muyuz? O zaman üçüncü kelime: “window”. Demek ki adamın biri pencereye bir şey yapmış. Bu kadarını anladık. Tahmin gücümüzü devreye sokuyoruz hemen. Adamın biri pencereye ne yapmış olabilir? Temizlemiş olabilir, kırmış olabilir, atlamış olabilir. Hangi ihtimal daha güçlü? Bunu da sonraki cümlelerden anlamaya çalışalım. Sonraki cümlenin öznesi “he”, yani aynı adam. Ne yapmış bu “he”? Escaped. Bunu da mı bilmiyoruz. O zaman sonraki cümleye bakalım. Özne “The police”. Evet, bir şeyler netleşiyor. İşe polis karıştığına göre bu adam pek hayırlı bir iş yapmamış en azından bunu anlıyoruz ve ilk cümlede adamın ne yaptığıyla ilgili tahminlerimiz oldukça daralıyor. Polis ne yapıyormuş? Sonraki kelime söylüyor bunu: “searching”. Kimi? “Him”, yani adamı. Polis bu adamı aradığına göre demek ki bu adam camı kırmış ya da çalmış. Hikayenin öncesinde ve sonrasında gelen cümleler de konuyu daha net anlamamızı sağlayacak.

Dolayısıyla kural 1: ÖZNE+FİİL+NESNE. İngilizce’de cümleler bu yapıya göre kurulur ve cümle düzeni hiç değişmez. Bizdeki gibi özne bazen başta bazen ortada bazen sonda bazen de hiçbir yerde olmaz. İngilizce’de öznesiz cümle yoktur, gizli özne de yoktur. Cümle başında yer alabilecek birtakım yer ve zaman ifadeleri haricinde cümlenin ilk kelimesi her zaman öznedir. Fiil de yine birtakım zaman ifadelerini saymazsak hemen öznenin ardından gelir. Varsa nesne de her zaman fiilin peşindedir. Bu sayede biz karşımıza çıkan her cümlede sırasıyla kim yaptı, ne yaptı, neye/kime yaptı sorularının cevabını bulacağımızı biliriz. (bebekce.gen.tr) Yani beynimiz o cümleyle ilgili bir ön hazırlık içindedir. Kalıpları yerine koymuştur ve içlerini dolduracak kelimeleri beklemektedir. Okudukça beynimiz biz farkında olmadan bu hazırlık konusunda kendini daha da geliştirir. Mesela “adam kırdı camı” şeklinde Türkçe bir cümle duysam biraz garipserim. Neden “adam camı kırdı” denmemiş derim. Ama “The man broke the window” cümlesi bana gayet doğal geliyor. Çünkü beynim İngilizce’yi bu sıralamada algılamaya alışmış. İşte okumaktan maksat beynimize bu alışkanlığı kazandırmaktır. Bu sebeple okuduğumuz her cümlede sırasıyla özne+fiil+nesne aramalıyız. Her yeni cümleyi bu kalıp çerçevesinde anlamaya çalışmalıyız. Eğer okuduklarınızı Türkçe olarak çözmeye çalışırsanız yani Türkçe cümle yapısı içinde bir anlam bulmaya çabalarsanız okumanızın bir faydası olmaz.

Kural 2: Her kelimeyi bilmeniz ve her cümleyi anlamanız gerekmez. Bilmediğiniz kelimeler ve anlamadığınız cümleler için yukarıdaki örneklerdeki gibi bir strateji izleyin. Yani tahmin edin. İsterse yanlış olsun tahmininiz. Ne kaybedersiniz ki? Sözlüğü her açtığınızda “ortam”dan biraz daha uzaklaşmış olursunuz. Okuma hızınız düşer. Gerekli olan yoğunluğu sağlayamazsınız. Dahası sözlük alışkanlığı Türkçe’ye çevirmeden anlama becerisi kazanmanıza da engel olur. Dediğim gibi tahmin edin. İster yanlış anlayın, isterse hiç anlamayın. Bazen bir cümleyi bazen bir paragrafı bazen de koca bir sayfayı hiç anlamadan geçebilirsiniz. Önemli olan özne+fiil+nesne yapısı içinde mümkün olduğunca fazla yolculuk yapmaktır. Okuduğunuz zaten bir hikayedir. (bebekce.gen.tr) Genel gidişatını takip edebildiğiniz sürece hikayeyi okumaya devam edebilirsiniz. Bu şekilde okumak rüya görmek gibi bir histir. Olan biten konusunda kafanızda bir şeyler belirir ama net değildir, bulanıktır. Tam olarak anladığınızdan bile emin olamazsınız. Sisli bir ortamda yürümek gibi. Ama doğrusu budur. Merak etmeyin, o sisler zamanla dağılır, görüş netleşir. Yeter ki siz ileri bakmaya devam edin. İkide birde durup şu taşın altında ne var derseniz yolunuzu kaybedersiniz. Bir daha o yola çıkmaya da tövbe edersiniz.

Sözlüğe hiç mi bakmayalım? Tabi ki bakın ama gerçekten mecbur kaldığınız zaman. Yukarıda yazılanları da asla aklınızdan çıkarmadan. Sözlüğe bakmanızı gerektiren kelimeler zaten kendilerini belli ederler. Bir sözcük aynı sayfada üç dört kere geçiyorsa ve tahmin gücünüz de bir işe yaramıyorsa açın bakın.

ingilizce-ingilizce sözlük

Bu arada İngilizce’den İngilizce’ye sözlük kullanıyorsanız hiç sorun yok. Hemen gözünüz korkmasın. Öğrenenler için özel hazırlanmış sözlükler vardır. Ben hazırlıktayken ve İngilizcem sıfıra yakın bir seviyedeyken Collins Cobuild sözlük kullanıyordum ve çok faydasını gördüm. Bir tane edinmenizi tavsiye ederim.

Başka kural yok. Bu ikisini aklınızda bulundurup bol bol okuyun. Zaman zaman okuduğunuz son cümleyi kitaba bakmadan söylemeye çalışın. Bazen de ona benzer bir başka cümle kurmaya çalışın. Faydasını göreceksiniz. Tecrübeyle sabittir.