Cümle Yapısı – Öğeler

ZAMANLAR

EDİLGEN CÜMLELER

İNGİLİZCE CÜMLE YAPISI VE ÖĞELER

John bebek, etrafını saran anlamsız sesler duvarının tuğlalardan (kelimelerden) örülü olduğunu fark etmiş ve bu tuğlaları tek tek sökerek duvarı aşabileceğini düşünmüştü. Ancak bir süre sonra başka bir şeyi fark etti: bu duvardaki tuğlalar birbirinden ayrı ve kopuk birimler değildi. Öbek öbektiler. (www.bebekce.gen.tr) Grup gruptular. Üçerli beşerli gruplar halinde dönüyorlardı etrafında. Üstelik devamlı yeni gruplar oluşuyordu. Tek tek gelseler çoğuyla baş edebilirdi ama böyle çeteler halinde saldırınca yine şaşkına çeviriyorlardı John bebeği. Dahası, şimdi bir çeteye üye olan tuğla, az sonra başka bir çetenin içine girip yeniden saldırıyordu. Bu çetelere “cümle (sentence)” dendiğini yıllar sonra öğrenecekti John bebek.

ÖZNE (SUBJECT)

Yavaş yavaş bu çeteleri çözmeye ve çökertmeye başladı John bebek. Bir kere her çetenin bir reisi vardı. Asıl işi yapan oydu zaten. Bu reise özne dendiğini henüz bilmiyordu ama çetenin başı olduğunu, şeklini şemalini ve nerede bulunduğunu öğrenmişti. Reis olduğu için tabi ki çetenin (cümlenin) başında geliyordu; çete üyeleri arasında ilk görünen/duyulan her zaman oydu. John bebeğin İngiliz olmak yönüyle böyle bir avantajı vardı işte. Mesela aynı tarihlerde Türkiye’de kendi anasının dilini öğrenmeye çalışan Cemil bebek bu çete liderini fark etmekte, tanımlamakta ve bulmakta çok zorlanıyordu çünkü Türk cümlelerinin yani çetelerinin reisi her zaman başında olmuyordu çetenin; bazen sonunda (Bardağı kırdı babam), bazen ortasında (Bardağı babam kırdı), bazen de başında (Babam bardağı kırdı) bulunuyor, bazense hiçbir yerde bulunmuyor (Bardağı kırdı), işleri gizli gizli, perde arkasından idare ediyordu. (www.bebekce.gen.tr) Cemil bebek çete reisini araya dursun John bebek çeteyi görür görmez ilk karşısına çıkanın çete reisi olduğunu çok iyi biliyor (Daddy broke the glass), çetenin geri kalanını da buna göre tahmin edebiliyor ve bu çeteyi çözüp çökertmeye kesin olarak hazır bulunuyordu.

FİİL (VERB)




Çetenin bir diğer değişmez elemanı da reisin peşini hiç bırakmayan işçiydi, yani yapılan iş. Adının fiil olduğunu yıllar sonra öğrendiği bu ikinci eleman daima reisin ardından geliyordu. Dolayısıyla onun da yeri belliydi. Bu durumda John bebek bir çeteyle karşılaştığında önce onun reisini tespit ediyor, sonra da bu reis ne yapmış onu görüyor/duyuyordu. Bu çetelerle iyice anlaşmaya başlamıştı.

NESNE (OBJECT)

John bebek kısa bir süre sonra çetenin üçüncü ve en ezik elemanı olan nesneyle tanıştı. Reis (özne) ister, işçi (fiil) yapar, olanlar nesneye olurdu. Bu o kadar ezik bir elemandı ki bazen çeteye almazlardı bile onu. Mesela “Mommy slept (Anne uyudu)” çetesinin her çetede olduğu gibi bir reisi (mommy) ve bir de işçisi (slept) vardı ama nesnesi yoktu. Bu tür çeteler bu elemanı almazlardı aralarına. Fakat çoğu çete onsuz da yapamazdı. Mesela “daddy broke (baba kırdı)” dendiği zaman doğal olarak neyi kırdı diye soruyordu insanlar. Bu durumda bu işten etkilenecek eleman illa ki aranır bulunur ve çete tamamlanırdı.

  Üç elemanlı tipik bir İngilizce çetesi yani cümlesi.

ÖZNE+FİİL+NESNE. İngilizce’nin bu değişmez cümle yapısının çok faydasını gördü John bebek. Kulağına toslayan her cümlenin ilk kelimesinin işi yapan kişi yani özne olduğunu biliyordu bir kere.

Devamı için tıklayınız.