Past Perfect Tense

Okuma parçalarında anlamını görmek istediğiniz İngilizce kelimelere tıklayın / dokunun. Ayrıntılı bilgi

İçindekiler:

Past perfect tense nedir, neyi anlatır?

İngilizce geçmiş zamanlardan biridir ama bildiğimiz geçmiş zaman (past simple tense) değildir.

Kısaca açıkmak gerekirse;

I had seen him before =Onu daha önce de görmüştüm

-mişli geçmiş zamanın hikayesi şeklinde teknik bir tanım yapmak da mümkün.

Geçmişten bahsediyoruz. “Sabah kalktım, giyindim. Okula gittim.” Evet, buraya kadar her şey birbirinin peşi sıra oluyor ve oluş sırasına göre anlatılıyor. Bu yüzden de bunları basit geçmiş zamanla (simple present tense) anlatıyoruz.

past simple örneği

“Ama hemen geri döndüm çünkü…”

Evet işte burada takılıyoruz çünkü eve dönme sebebimiz telefonumuzu evde unutmuş olmamız; telefonu evde unutmamız eve dönmemizden sonra değil önce. “çünkü telefonu unuttum” desek sanki eve döndükten sonra telefonu unutmuşuz gibi bir anlam çıkacak ortaya: “Sonra eve döndüm. Telefonu unuttum.”
Böyle bir yanlış anlamaya mahal vermemek için sizce ne deriz?

“Telefonu unutmuştum” deriz.

blank

Geçmişte bahsedilen bir zamana veya olaya nazaran daha önce olmuş bir olayı işte böyle anlatırız.

İngilizler de past perfect kullanırlar, “I had forgotten the telephone” derler.

I got up and got dressed. Then I went to school. But immediately after that I returned home because I haf forgotten my telephone.”.

İstisnası

Her zamanki gibi non-progressive fiilerin meydana getirdiği bir istisna durumu vardır. Past perfect continuous zamanda kullanılamayan bu fiiller past perfect zamanda anlatılır.

I had been knowing him demeyiz de

I had known him deriz.

Nasıl yapılır?

Tek dikkat etmemiz gereken şey şudur: present perfect tense’teki “have” yerine burada “had” kullanırız.

Her zamanki yapımız özne+fiil+nesnezaten sabit. Bu zamanda fiil –ed eki alır. Bir de yardımcı fiilimiz var. Bu da her zamanki gibi özneyle fiil arasında yer alır.

We had completed the project =Projeyi bitirmiştik

Burada dikkat etmemiz gereken husus şudur: bu zamanda fiil olarak fiilin 3. halini kullanırız. Fiilin 3. hali de –ed eki almış halidir. Fakat bu her fiil için geçerli değildir. Birçok fiilin üçüncü hali kuralsız bir yapıdadır. Bunları ezberlememiz lazımdır.

I had understanded him. Olmaz! I had understood him deriz.

düzensiz fiiller listesi.

YARDIMCI FİİLİ

had

Tüm şahıslar için aynı yardımcı fiil.

Olumlu, olumsuz, soru cümle örnekleri

OLUMLU CÜMLELER

ÖZNEYARD. FİİLFİİLNESNEDiğer
The policeHadfollowedthe thiefsecretly
CemileHadgoneto the cinema
AhmetHadboughta car

OLUMSUZ CÜMLELER

ÖZNEYARD. FİİLFİİLNESNEDiğer
Cemilehad notmadea cake
Ihad notwatchedTVthat night

Dikkat edin, olumsuz cümlelerde fiil değişmiyor, yine 3. halinde kalıyor. Aynı durum soru cümlelerinde de, kısacası tüm cümlelerde geçerli.

SORU CÜMLELERİ

SORUKELİMESİ*YARDIMCIFİİLÖZNEFİİLDİĞER
Whathadyoudonewith the car?
HadAhmetboughta car

*Soru kelimesi olmadan da soru sorulabilir. Bizde “mi, mı” diye biten sorular İngilizcede yardımcı fiil başa alınarak sorulur.

Zaman ifadeleri

Already, just, yet, twice (=iki kez), three times (=üç kez), for, since

FOR: Geçmişten bugüne uzanan bir olayın süresini belirtmek için kullanılır.

I had lived there for ten years =Orada on yıldır yaşıyordum

I was leaving the city now where I had lived for ten years =On yıldır yaşadığım şehirden sonunda ayrılıyordum.

SINCE: Geçmişten bugüne uzanan bir olayın başlangıcına işaret eder. O zamandan beri anlamı katar. Tabi konu past perfect olunca geçmişten bugüne değil geçmişten yine geçmişte belli bir zamana kadar anlamı katar.

I had lived there since 1999 =1999 yılından beri orada yaşıyordum.

I married with a woman whom I had known since my childhood = Çocukluğumdan beri tanıdığım bir kadınla evlendim.

SON OLARAK

Present simple tense’i anlatırken demiştik ki bu zamanda kurulan cümlelerde illa ki şu ana kadar, bugün itibarıyla anlamı vardır. Yani ucu illa şimdiye dayanır. Past perfect içinde benzer bir durum söz konusudur. Bu zamanda anlatılanlar da bir şekilde geçmişte bir zamana değer; o zamana kadar, o an itibarıyla, o güne kadar anlamı kazanır.

He gave me a cigarette, and I smoked it. I had never smoked before. =daha önce hiç sigara içmemiştim yani o ana kadar..

Cemil offered me to go to the cinema but I refused him because I had already seen that film three times =Cemil sinemaya gidelim dedi ama ben reddettim çünkü o filmi zaten üç kere izlemiştim (o güne kadar).

Past Perfect Testi