Reflexive Pronouns (myself, yourself etc.)

Zamirdir. Kendim, kendin, kendisi vb. anlamlarına gelir. Cümlenin öznesi ve nesnesi aynı ise nesne olarak işte bu zamirlerden uygun olanı kullanılır.
Örnek: I love myself = Ben kendimi seviyorum. Burada özne “ben”, nesne de “ben”. Yani seven de sevilen de aynı kişi. Bu yüzden “me” değil de “myself” kelimesi kullanılmış.
Örnek: He is talking about himself = Kendinden bahsediyor.

Bu kelimelerin bir başka görevi de vurgudur, işi yapanı yani özneyi vurgulamaktır.
Örnek: I have done it myself = Bunu ben kendim yaptım. Bu cümleyi söyleyen kişinin ödevini fazla güzel yaptığı için öğretmenin şüpheli bakışlarına mazur kalan bir öğrenci olduğunu düşünebiliriz. Ödevi yardım almadan tamamen ve bizzat kendisinin yaptığını vurgulamak için “myself” diyor.

Karışıklık olmaması için küçük bir tabloyla bu zamirleri gösterelim:

Özne Zamiri Nesne Zamiri Reflexive Pronoun
Imemyself
youyouyourself
hehimhimself
sheherherself
itititself
weusourselves
youyouyourselves
theythemthemselves

Reflexive Pronouns Testi ⇒

Karşılaştırma Sıfatları / Comparative Adjectives

Sıfatların “daha” ya da “en” anlamı kazanmak için aldıkları yeni biçimler vardır. Bu biçim genelde sıfatın uzunluğu ile ilgilidir. Mesela “big” sıfatı minicik bir sıfat olduğu için buna daha anlamı katmak için sonuna “-er” eki getirip “bigger (daha büyük)”; “en” anlamı katmak için de “-est” eki getirip “biggest (en büyük)” yaparız.

Küçük sıfatların comparative/superlative hallerine daha fazla örnek:
small smaller smalest
fine finer finest
fast faster fastest
hard harder hardest

Daha uzun sıfatlarda ise “daha” anlamı katmak için sıfatın başına “more” kelimesini; “en” anlamı katmak içinse “most” kelimesini getiririz:
beautiful (güzel) more beautiful (daha güzel) most beautiful (en güzel)

Büyük sıfatların comparative/superlative hallerine daha fazla örnek:
expensive more expensive most expensive
intelligent more intelligent most intelligent
generous more generous most generous
interesting more interesting most interesting

Her zaman olduğu gibi yine kurala uymayan bazı kelimeler de vardır. Kuralsız/düzensiz sıfatların en bilinenleri şunlardır:
good better best
bad worse worst
far farther/further farthest/furthest
little less least

Boşluk doldurma testi 1 ⇒
Boşluk doldurma testi 2 ⇒

THE nedir?

Sunum

Belirli bir adamdan bahsediyorsak “the man”, herhangi bir adamdan bahsediyorsak “a man” deriz. Buna benzer tanımları daha önce duymuşsunuzdur. Doğru bir tanımdır. “Herhangi bir adam” ifadesini anlamakta zorlanmıyoruz; adamın biri işte. “Yolda bir adam gördüm” cümlesindeki adam tanımadığımız ya da daha önce bahsetmediğimiz bir adam olduğu için “bir adam” diyoruz. Bunun İngilizce karşılığı da “a man”; yani birebir karşılığı. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok, değil mi?
Peki “belirli bir adam” ne demek? Şu cümleye bir bakın: “Adam bugün yine geldi.” Buradaki adam “herhangi bir adam” mıdır? Değildir. Öyle olsa “bir adam” derdik. İşte bütün mesele burada. Bizim dilimizde formül bu: “bir varsa “herhangi bir adam”, yoksa “belirli bir adam”. Ama İngiliz dilinde “a” varsa herhangi bir adam, “the” varsa belirli bir adam. Yani İngilizce’deki “a” kelimesinin Türkçe karşılığı “bir”, “the” kelimesinin karşılığı ise boşluktur. İnanmadıysanız şu örneklere bir bakın:
“I saw the man = Adamı gördüm” = “Hani daha önce bahsettiğimiz adam var ya, işte onu gördüm”.
“I saw a man = Bir adam gördüm” = “Adamın birini gördüm”.

Konuyu daha da netleştirmek gerekirse; evet, herkesin merak ettiği sırrı açıklıyorum: “the”, “o, bu” demektir. Bunlardan herhangi birinin işaret sıfatı olarak kullanıldığındaki karşılığıdır. Mesela, “o adam”, “bu ev”. Çok eski İngilizce metinlerde “the” kelimesinin olmadığını ama onun kullanıldığı yerlerde “that” kelimesinin kullanıldığını görmüştüm. Buradan da anlamıştım ki “the”, “that” kelimesinden geliyor. Kısacası “the” basit bir işaret sıfatıdır, anlamı da “o”dur. Türkçe’de bir isimden önce “bir” ifadesi yoksa biz orada bir işaret sıfatı olduğunu varsaydığımız için yani “adam gene geldi” dendiğinde “yahu işte o adam, şu daha önce bahsetmiştik ya, işte o” denmek istediğini zaten anladığımız için “o” demeye gerek görmüyoruz ve bu sebeple “the” kelimesini anlamakta zorlanıyoruz. Buna burada ne gerek var ki diyoruz.

En bilinen örnek de filmlerin sonunda gördüğümüz “the end”. “End” son demek, tamam ama o zaman “the ” kelimesine ne gerek var diyoruz. Anlamamız gereken şu ki İngilizce Türkçe’den farklı bir dil ve bu farklılık sadece kelimelerde değil.

Konuyla ilgili testleri şu sayfada bulabilirsiniz.

Kelime Kartları

French Revolution Part I / Completing the Constitution – Kelime

French Revolution Part I / Royal family tries to leave Paris – Kelime

French Revolution Part I / Working on the Constitution Kelime

French Revolution Part I / The Church Kelime

French Revolution Part I / National Assembly Kelime

French Revolution Part I / Forming the National Assembly Kelime

French Revolution Part I / Estates General Kelime

French Revolution Part I / Causes of Revolution Kelime

French Revolution Part I / French Revolution I Paragraph 2 Kelime

French Revolution Part I / French Revolution I Paragraph 1 Kelime

Prepositions of Place (on-in-at)


Sunum Şeklinde görüntülemek isterseniz

Sunumu görüntülemek için resme tıklayınız

Sonuç:

-
Share your score!
Tweet your score!

#1 The dog is on the kennel.

#2 The dog is in the kennel.

#3 The dog is behind the kennel.

#4 The cat is behind the kennel.

#5 The cat is above the kennel.

#6 The dogs are around the table.

#7 The dog is under the table.

#8 The cat is between the kennels.

#9 The table is among the dogs.

#10 The dog is above the table.

Bitir
=”” <p=”” style=”text-align: center;”>TEST</p=””>

Düzensiz Fiiller

Sunum

İngilizce’de fiillerin 3 hali vardır. Birinci hali yalın halidir, ikinci hali geçmiş zaman halidir. Üçüncü hali de edilgen yapılarda ve perfect tabir edilen zamanlarda kullanılır. Normalde ikinci ve üçüncü halleri aynıdır ve fiile -d ya da -ed ekleyerek yapılır. Bu kurala uymayan fiillerse düzensiz fiillerdir. Aşağıda en yaygın düzensiz fiilerin listesi mevcut.

EN YAYGIN DÜZENSİZ FİİLLER
1. HALİ2. HALİ3. HALİANLAMI
bewas/werebeenOL
becomebecamebecomeOL / DÖNÜŞ
beginbeganbegunBAŞLA
breakbrokebrokenKIR
bringbroughtbroughtGETİR
buildbuiltbuiltYAP / İNŞA ET
buyboughtboughtSATIN AL
catchcaughtcaughtYAKALA
comecamecomeGEL
cutcutcutKES
dodiddoneYAP (İŞ)
drinkdrankdrunkİÇ
drivedrovedrivenSÜR
eatateeatenYE
fallfellfallenDÜŞ
feelfeltfeltHİSSET
fightfoughtfoughtDÖVÜŞ
findfoundfoundBUL
flyflewflown
forgetforgotforgottenUNUT
getgotgotAL / DÖNÜŞ
givegavegivenVER
gowentgoneGİT
havehadhadSAHİP OL / YAP
hearheardheardDUY
hithithitVUR
knowknewknownBİL
leaveleftleftBIRAK
loselostlostKAYBET
makemademadeYAP (ÜRET)
meetmetmetBULUŞ
paypaidpaidÖDE
putputputKOY
readreadreadOKU
runranrunKOŞ
saysaidsaidSÖYLE
seesawseenGÖR
sellsoldsoldSAT
stealstolestolenÇAL
showshowedshownGÖSTER
sitsatsatOTUR
sleepsleptsleptUYU
speakspokespokenKONUŞ
spendspentspentHARCA
standstoodstoodDİKİL
swimswamswumYÜZ
taketooktakenAL / GÖTÜR
teachtaughttaughtÖĞRET
telltoldtoldSÖYLE
thinkthoughtthoughtDÜŞÜN
understandunderstoodunderstoodANLA
winwonwonKAZAN
writewrotewrittenYAZ

Sonuç:

-
Share your score!
Tweet your score!

Aşağıdaki fiillerin ikinci hallerini işaretleyiniz

#1 find

#2 look

#3 read

#4 bring

#5 do

#6 make

#7 love

#8 build

#9 give

#10 eat

#11 show

#12 go

#13 have

#14 meet

#15 put

#16 run

#17 sleep

#18 teach

#19 think

#20 write

Bitir

TEST

am is are nedir?

Sunum

BE (am, is, are) ve MASTAR
BE fiili üzerinde durmak lazım. Ama önce mastarı anlatalım:

MASTAR: Fiillerin isimleridir. Filler yalın hallerinde Türkçe’de emir kipindedirler. Mesela yap, git, ye, dur fiilleri yalın haldedir ve emirdir.

Bunlar –mak, -mek eki alarak isimleşirler yani mastar olurlar. Mesela
Yapmak, gitmek kelimeleri birer fiil değildir, isimdir. Yani mastardır.
Kısacası mastarlar fiillerin –mak, -mek eki alıp isimleşmiş halleridir.
Aynı durum İngiliz dilinde de vardır. Do, go, eat, stop gibi kelimeler emir bildirir. Bunları mastar yapmak için de iki yol vardır:

  1. Fiilin başına to getirmek. Be fiildir, to be mastardır. Be “ol” demektir, “to be” “olmak.
  2. Fiile –ing ekleyerek. Be- being, go, going gibi. İkisi arasında bir fark yoktur. Sadece kullanım alanları farklılık gösterebilir.

BE: “ol” demektir. Ama bu oluş bir durum şeklindedir. Fiil denince aklımıza bir hareket bir olay gelir; koş, git, oyna, vur gibi. “Be” fiili ise bu fiillere benzemez. “Be”, bir durumu ifade eder. Yani bir hareket ifade etmez.
Evet, bir örnek lazım buraya ama örnekten hemen önce bir parantez açalım.
(Bu fiil yalın halinde kullanıldığı gibi bazı zamanlarda farklı halleri de kullanılır. Geniş zamanda bu fiilin karşılığı am, is, are fiilleridir.)
Evet, ne diyorduk; “be” fiili bir hareket değil bir durum bildirir.

I am a teacher=ben bir öğretmenim (yani öğretmen olma durumunda bulunuyorum)
Fatih is very strong=Fatih çok güçlü (yani güçlü olma fiilini icra ediyor. Nasıl mı? Güçlü olma halinde bulunarak)

Türkçe konuşan insanlar olarak bizim bu fiili anlamamız biraz zaman alır çünkü biz kendi dilimizde bu tür durumları isim cümleleriyle anlatırız. Ben öğretmenimder geçeriz. Bu cümleye illa ki bir fiil sokmaya çalışmayız ve buna fiili olmayan cümledir, isim cümlesidir deriz. İngiliz dilinde ise her cümlenin mutlaka bir fiili vardır. Bizim “fiili yok” dediğimiz, “isim cümlesidir” dediğimiz cümleleriyse befiiliyle kurarlar. Çünkü İngiliz mantığına göre bir durumun var olması da bir fiildir.
Bu fiili daha iyi anlamak için get fiiline bakalım. Get fiilinin Türkçe karşılığı “ol”dur. Aynı be gibi. Ama bu farklı bir olmaktır, dönüşüm şeklinde, hareket içeren bir olmaktır.

Young people get old=genç insanlar yaşlanırlar (yaşlıya dönüşürler) but now they are young (=ama şu an gençler, yani genç olma durumundalar; gence dönüşmüyorlar, genç olma durumunu icra ediyorlar)
It gets very cold here in the winter= Kışın buralar çok soğuk olur (soğuklaşır), but in Greenland it is always cold (=ama Grönland’da her zaman soğuktur, yani sıcaktan soğuğa dönmez, soğuk olma fiilini icra eder)
Bu örneklerde de gördüğümüz gibi “get” bizim anladığımız manada bir fiildir. Bir iş bildirir. Son cümleyi be kullanarak kursak acaba ne olur? It is very cold here in the winter= Kışın buralar çok soğuktur. Gördüğümüz gibi burada sıcaktan soğuğa dönüşüm değil soğuk olma durumu anlatılıyor. Diğer örnek; My father is old. =babam yaşlıdır. Bu cümlede de bir dönüşüm değil bir durum bildiriliyor. Buna benzeyen örnekte (young people get old) ise gençken yaşlıya dönüşme söz konusuydu.
Eğer kafanız karıştıysa üzülmeyin. Bu gayet normal bir durum. Şu an için sadece şunu bilmeniz yeterli olacaktır:

  1. İngilizce’de isim cümlesi yoktur, yani her cümlenin mutlaka bir fiili vardır.
  2. “Be”, bizdeki isim cümlesi kavramının İngilizcede karşılığı olan cümlelerin fiilidir.
  3. Kısacası, “BE” bir fiildir. Hem de başlı başına bir fiil. Binlerce fiilden sadece be tanesi*.
    *”be” fiilinin birçok zamanda yardımcı fiil olarak kullanıldığını da unutmamak lazım.
    She is listening to us.
    We have been studying.
    They were coming home.

SON BİR NOT: “Temel Dilbilgisi” bölümünde verdiğimiz bu konuyu anlamakta zorlanıyorsanız bilin ki siz ilk değilsiniz. Aslında hemen hemen tüm konular gibi bu da zamanla aklınıza neredeyse otomatikman yerleşecek bir konudur. Tabi bunun için mümkün olan en üst düzeyde yoğunluğu ve devamlılığı sağlamak lazım.

İlgili Konular:

Fiiller
Düzensiz Fiiller
Geniş Zaman